Hakkında Begotten
E. Elias Merhige'nin yazıp yönettiği 1989 yapımı Begotten, izleyiciyi geleneksel anlatımdan tamamen uzak, sarsıcı bir görsel deneyime davet ediyor. Film, dinin ve yaratılışın sembolik bir yeniden yorumlaması olarak karşımıza çıkıyor. Sessiz sinema estetiğini anımsatan, diyalogsuz ve tamamen görsel bir anlatımla ilerleyen yapım, izleyiciyi derin bir felsefi sorgulamanın içine çekiyor. Bir 'Tanrıça' figürünün kendini doğurmasıyla başlayan hikaye, doğum, ölüm, yeniden doğuş ve doğaya karşı işlenen şiddet temalarını hipnotik ve rahatsız edici bir şekilde işliyor.
Begotten'un en çarpıcı yanı, siyah-beyaz ve yüksek kontrastlı görüntülerle oluşturulmuş eşsiz sinematografisidir. Görüntüler adeta bir rüya (ya da kabus) sekansı gibi akar ve izleyiciye geleneksel bir 'hikaye anlatımı' sunmaz. Bu durum, filmi pasif bir izleme deneyiminden çok, aktif bir yorumlama ve hissetme sürecine dönüştürür. Oyunculuklar daha çok beden dili ve fiziksel performans üzerine kuruludur; karakterler konuşmaz, ancak çektikleri acıyı ve varoluşsal ıstırabı her karede hissettirirler.
Begotten, kolay izlenen veya eğlence amaçlı bir korku filmi değildir. Deneysel sinemanın sınırlarını zorlayan, seyircisinden emek ve yorum isteyen, zorlu ama bir o kadar da ödüllendirici bir sanat eseridir. Özellikle avangart sinema, sembolizm ve varoluşçulukla ilgilenen izleyiciler için vazgeçilmez bir başyapıttır. Görsel şiir olarak da tanımlanabilecek bu film, izleyiciyi alışılagelmiş tüm kalıpların dışına çıkarak 'görme' ve 'anlamlandırma' biçimlerini sorgulamaya iter. Eğer sıra dışı, unutulmaz ve zihinde iz bırakan bir sinema deneyimi arıyorsanız, Begotten mutlaka izlemeniz gereken filmler arasında yer alıyor.
Begotten'un en çarpıcı yanı, siyah-beyaz ve yüksek kontrastlı görüntülerle oluşturulmuş eşsiz sinematografisidir. Görüntüler adeta bir rüya (ya da kabus) sekansı gibi akar ve izleyiciye geleneksel bir 'hikaye anlatımı' sunmaz. Bu durum, filmi pasif bir izleme deneyiminden çok, aktif bir yorumlama ve hissetme sürecine dönüştürür. Oyunculuklar daha çok beden dili ve fiziksel performans üzerine kuruludur; karakterler konuşmaz, ancak çektikleri acıyı ve varoluşsal ıstırabı her karede hissettirirler.
Begotten, kolay izlenen veya eğlence amaçlı bir korku filmi değildir. Deneysel sinemanın sınırlarını zorlayan, seyircisinden emek ve yorum isteyen, zorlu ama bir o kadar da ödüllendirici bir sanat eseridir. Özellikle avangart sinema, sembolizm ve varoluşçulukla ilgilenen izleyiciler için vazgeçilmez bir başyapıttır. Görsel şiir olarak da tanımlanabilecek bu film, izleyiciyi alışılagelmiş tüm kalıpların dışına çıkarak 'görme' ve 'anlamlandırma' biçimlerini sorgulamaya iter. Eğer sıra dışı, unutulmaz ve zihinde iz bırakan bir sinema deneyimi arıyorsanız, Begotten mutlaka izlemeniz gereken filmler arasında yer alıyor.


















